There is a pleasure in the pathless woods;
There is a rapture on the lonely shore;
There is a society, where none intrudes,
By the deep sea, and music in its roar;
I love not man the less but Nature more..
-Lord Byron
Yoğurtçu.
Haziran 16, 2009
Geçen gün markette yoğurt alırken tanıştım A ile.
Eve gidene kadar konuştuk.
Komik.
Teyzesi mantı yapmış.
Mantıyı bende severim.
Eğlenceli insanları da.
Güldük.
Şimdi gördüm, yarın Ankara'ya dönüyormuş.
İyi yolculuklar diledim.
Güldüm.
Eve gidene kadar konuştuk.
Komik.
Teyzesi mantı yapmış.
Mantıyı bende severim.
Eğlenceli insanları da.
Güldük.
Şimdi gördüm, yarın Ankara'ya dönüyormuş.
İyi yolculuklar diledim.
Güldüm.
...Özlem ne renktir? Babamla duygulara birer renk verme oyunu oynardık: açlık, kıskançlık, öfke, utanç melankoli... Sokakta dolaşırken ya da şöminedeki alevleri seyrederken, birimiz bir sözcük söyler, öteki bir renkle karşılık verirdi: "Susuzluk?" "Eflatun." "Can sıkıntısı?" "Gri." Sonra gece olunca, babam hep aynı şeyi sorardı: "Yatma saati?" Ne yanıt vereceğimi hiç bilemezdim. Yatağa girer, soruyu kafamda evirip çevirirken uyuyakalırdım. Şimdiki gibi, gece ile gündüz arasında yitip gitmiş bir boşlukta uykusuzluğa esir düşmüş bir halde yaşamıyordum o zamanlar. Peki uykusuzluk ne renktir? Ya korku? Ya hüzün?...*
__________________
* Marquez,Eduard; "Brandes'in Kararı" s.21
__________________
* Marquez,Eduard; "Brandes'in Kararı" s.21
Viking!
Haziran 15, 2009
Bazen babama diyorum, keşke viking olsaydık. Zaten hep kendimi Wickie, babamı da Halvar gibi görürdüm. Böyle tahta kaselerden yesek, tahta maşrapalardan içsek, gemimiz olsa, korsancılık oynasak, içinde mutlaka kenara sarkmış inci kolye, altın paralar fln olan sandıklar kaçırsak..
Yeni geldim. Kahvemi içiyorum. Espresso Roast.
Mmm..
İçmek kadar, onu sevimli kahve presimde hazırlamaktan da keyif alıyorum.
Bugün 2 film izledim; 'Melekler ve Şeytanlar' ve 'Müzede Bir Gece 2'.
Melekler ve Şeytanlar güzeldi. Geçen hafta sınav için Philadelphia'yı izlemiştim.
Yıllanmış şarap gibi derler ya. Tom Hanks işte onlardan bir şişe (:
Müzede Bir Gece 2 de fena değildi, biraz absürd komedi, pek bu tarz filmleri sevmesem de güldüm, iyiydi :)
Sabah her nasılsa vaktin önce ordaydım, beklerken vakit geçsin diye uykusuz almak için kitabevine gittim, gitmişken bir de kitap aldım tabi :)
'Brandes'in Kararı.'
Eduard Marquez adlı Katalon bir yazara ait.
2005 Octavi Pellissa ödülünü almış. Hemen bu gece okumayı düşünüyorum. Sonra kritğini yaparım.
Ups! İlaç saati.
Mmm..
İçmek kadar, onu sevimli kahve presimde hazırlamaktan da keyif alıyorum.
Bugün 2 film izledim; 'Melekler ve Şeytanlar' ve 'Müzede Bir Gece 2'.
Melekler ve Şeytanlar güzeldi. Geçen hafta sınav için Philadelphia'yı izlemiştim.
Yıllanmış şarap gibi derler ya. Tom Hanks işte onlardan bir şişe (:
Müzede Bir Gece 2 de fena değildi, biraz absürd komedi, pek bu tarz filmleri sevmesem de güldüm, iyiydi :)
Sabah her nasılsa vaktin önce ordaydım, beklerken vakit geçsin diye uykusuz almak için kitabevine gittim, gitmişken bir de kitap aldım tabi :)
'Brandes'in Kararı.'
Eduard Marquez adlı Katalon bir yazara ait.
2005 Octavi Pellissa ödülünü almış. Hemen bu gece okumayı düşünüyorum. Sonra kritğini yaparım.
Ups! İlaç saati.
ADA
Haziran 14, 2009
Bu sene tatil yapamayacağım büyük ihtimalle. Yani aslında bir tatil köyü, beyaz çarşaflı yataklar, tam pansiyon bir tatil arzusunda değilim. Ama 1-2 gün kaçamak yapmak, kafamı dinlemek istiyorum. Bu gün aklıma geldi, babama büyük adaya gitmek istediğimi en azından 1 gece kalmak istediğimi söyledim. Olabilir dedi. Sevindim. Gerçekten aradığım şey, 1 günlük bile olsa uzaklaşmak, yalnız kalabilmek, kafamı dinlemek.. Ucuz, basit bir pansiyonda konaklamak, denize karşı balık yemek, türk sanat müziği dinleyip efkarlanmak.. Of be süper olurdu!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

